ONLINE DERSLER

Yıldızlararası Buz ile DNA

  • # Araştırma
  • Okuma Süresi 3
yildizlararasi-buz-ile-dna

University of York araştırmacıları, göktaşları ile dünyaya ulaşan moleküllerin, DNA'nın yapı taşı olan moleküllere dönüşebilme potansiyelleri olduğunu gösterdi. Dolayısıyla, belki de yaşam göktaşları ile dünyaya gelmedi; ancak meteoritler ile dünyaya ulaşan moleküller, DNA'yı oluşturmak üzere dönüşüm geçirmiş olabilir.

Araştırmayı yürüten bilim insanları; amino nitriller olarak bilinen organik bileşiklerin, yıldızlararası alanda mevcut olan buz ile etkileşime girerek DNA'nın iskeletini oluşturan ve bir anlamda ona adını veren 2-deoksi-D-riboz moleküllerine dönüşebileceğini tespit etti. Amino nitriller aynı zamanda amino asitlerin de öncül (prekürsor) molekülleri olarak bilinmektedirler. Deoksiribonükleikasit açık adı ile bilinen yaşamın temel kalıtım maddesi DNA temelinde ikinci karbon pozisyonundaki bir oksijenini kaybetmiş olan beş karbonlu riboz şekerinden bir iskelete sahiptir denilebilir. Bu anlamda uzun zamandır varsayıldığı üzere DNA'ların aminoasitlerden çok sonra oluştuğu düşünülüyordu.

Yine DNA'nın bir diğer yapıtaşının oluşumundan amino asitlerin sorumlu olduğu, yaşamın oluşumuna dair varsayımların arasında bulunuyordu. Ancak bu yeni araştırma, sözü geçen bu kuramların üzerine daha fazla şüphe çekilmesini sağladı. University of York Department of Chemistry'den Dr Paul Clarke'a göre, modern bilimdeki en temel sorulardan birisi, hayat için çok önemli olan biyolojik moleküllerin kökenidir. DNA'nın yapı taşlarını oluşturan moleküller bir yerden gelmiş olmak zorundaydı. Dünya oluştuğu sırada yeryüzü katmanlarında mevcut olması bir ihtimalken, diğer bir yandan da Dünya üzerine çarpan meteor yağmurları ile uzaydan yeryüzüne taşınmış olması diğer ihtimali oluşturuyordu.

Buz kuyruklu yıldızları ile bir takım moleküllerin Dünya'ya ulaşmış olduğu daha önceki araştırmalar ile hali hazırda gösterilmişti. Bu da York'taki bilim ekibini, bu moleküllerden bazıları ile DNA'nın yapı taşlarının üretilip üretilemeyeceğini araştırmaya itti. Araştırmacılara göre, eğer bu mümkünse, amino asitlerden daha önce DNA'nın oluşmuş olması da mümkün olmuş olacaktı. Hücresel yaşamın ortaya çıkması için ve dünya üzerinde evrilerek form değiştirebilmesi için yaşamın temel moleküllerinin bir başlangıç malzemesinden sentezlenmiş olması ve tekrarlanabilir şekilde üretilebilmesi gerekiyor; ki bu süreci genel anlamıyla kimyasal evrim olarak tanımlıyor ve biliyoruz. Araştırma ekibi, yıldızlararası moleküller olan formaldehit, asetaldehit, glikolaldehit gibi molekülleri bir araya getirebilecek katalist veya katalizör kuvvetin amino nitriller tarafından sağlanabileceğini gösterdi.

Elbette bu süreç, Dünya'da yaşamın başlangıcından çok daha önce gerçekleşmiş olmalı. Tüm bu moleküller bir anlamda kombine edildiğinde, karbonhidratların; ki bunların içinde daha önce de söz edildiği gibi beş karbonlu bir şeker olan 2-deoksi-D-riboz da mevcut; üretilmesini sağlayabilir.

Bu şekerin kökeni bir bilinmez olarak varlığını sürdürürken, araştırmacılar; yaşamın oluşma kuvvetlerinden birisi olan şekerlerin yıldızlararası yapım molekülleri tarafından varlığa getirilmiş olmasının mümkün olduğunu gösterdi.

#Araştırma KATEGORİSİNDEKİ DİĞER PARAGRAFLAR

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim