ONLINE DERSLER

Yeşil Ekonomi nedir?

  • # Ekonomi
  • Okuma Süresi 3
yesil-ekonomi-nedir

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra genel çapta gözlemlenen ekonomik düzelmeler ile özellikle endüstriyel üretim ve tüketim fazlasıyla hızlanmıştır. Bu sayede Kuzey Yarımküre başta olmak üzere küresel bir tüketim alışkanlığı baş göstermiş ve toplumların sosyolojik yapıları ile beraber, doğal kaynaklarda da bozulmalar başlamıştır. Yeşil Ekonomi, bu alışkanlıkları tersine döndürmemiz gerektiğini ve hem gezegenle hem de diğer insanlarla kurulan ilişkileri elden geçirmemiz gerektiğini öne sürer. Krizler arası dönemlerde düzgün işlediği varsayılan serbest piyasa sisteminin bir kriz söz konusu olduğunda, Keynesyen politikaları gündeme getirerek devlet müdahalesini başrol yaptığı görülür. Hem 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran'da hem de 2008'de yaşanan Finansal Kriz'de ortaya çıktığı üzere, süregelmekte olan ana akım iktisat rejimi mükemmel değildir ve Yeşil Ekonomi gibi alanların ortaya çıkması ile radikal şekilde sorgulanmaktadır.

Dünya'nın uzaydan çekilmiş fotoğrafları ilk defa yayınlandığında, Boulding şu yorumda bulunmuştu: "Sınırlı kaynaklarla, sınırsız bir ekonomik büyümenin peşinde koşmak için ya deli ya da iktisatçı olmak gerekir."

İnsanoğlunun uzun tarihi boyunca sonsuz kabul ettiği doğal kaynakların aslında sonlu olduğu anlaşılmaya başlanmıştır ve böylece ekolojik hareketler ortaya çıkar. Yeşil Ekonomi, serbest piyasa ekonomisi tarafından empoze edilen bireyciliğin aşırı kaçtığı ve toplum bilincinin eksik kaldığını öne sürerek ekolojik hareketin yanında bir o kadar önem taşıyan toplumsal ve ekonomik reformların da hayati olduklarına inanır. Var olan sistemde emeği ve doğayı sömürerek gittikçe düşürülen fiyatlar, sorumsuz ve sürdürülemez üretim ve tüketim kalıplarını körüklemektedir. Lipietz'in verdiği örneği incelediğimizde, bir toplumda orta sınıf genişledikçe et tüketimi artmaktadır. Bu da hayvancılığı tetikler ve bitkisel protein üretiminden 10 kat daha çok alan gereksinimi ortaya çıkarır. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan dev ekonomilerde gittikçe artan orta sınıf nüfusuna bakıldığında, arazi kullanımının aşırı artması ile doğaya olan baskının da kapasitesinin sonuna yaklaştığı görülmektedir. Benzer şekilde, finansal sistemin normal şartlarda tasarlandığı raddeyi aştığı, Keynes'in "küresel kumarhane" betimlemesi ile açıklanabilir.

Temeldeki sorun, doğrudan yabancı yatırım (yabancı ülkede fabrika kurmak gibi) veya sıcak para (yabancı devlet tahvili alımı gibi) şeklinde paranın ülkeler arasında kolayca akması ile üretim kapasitelerinin önü alınamaz şekilde artması, sonuç olarak da yerel para birimlerinin değerlenmesi ile oluşan gelir etkisinin toplumlarda gereğinden fazla tüketimi teşvik etmesidir. Bu para akımları sonucunda emlak gibi varlıkların değeri kaçınılmaz şekilde artarak spekülatif balonlara ve dolayısı ile ekonomik krizlere yol açmakta, bundan dolayı da işsizlik, yoksulluk ve doğal kaynak bozulması ile sonuçlanmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı'nın sonrasında doğu bloğunun yıkılması ile batının kapital sistemi ana akım iktisat düşüncesinde Serbest Piyasa Teorisi'ne yol açmıştır. Bu teoride piyasalar kendi hallerine bırakıldığında (devlet müdahalesi sıfırlandığında) mükemmel işleyeceklerdir. Çeşitli bilgi eksikliği, dışarıdan müdahale gibi nedenlerle oluşabilecek olan piyasa aksaklıkları halinde, eski verimli hale dönüş için piyasalar serbest kalmalıdır; yani bilgi eksikliği gidermeli veya bu müdahaleler ağırlıklarını çekmelidirler. Stern, bu teoriye atıfta bulunarak, "iklim değişikliği  insanlığın karşılaştığı en büyük ve kapsamı en geniş piyasa aksaklığıdır" demiştir. Bu durumda sormak gerekir: Bu aksaklık, piyasaların kendi haline bırakılması ile çözümlenecek midir? Yeşil Ekonomistler, günümüzde dünyada yaşanan krizin üç ayağa sahip olduğunu öne sürerler: ekonomik, toplumsal ve ekolojik bir kriz. Bu kapsamlı kriz ile baş edebilmek için, statükoyu koruyarak sadece çeşitli reform veya düzenlemelerin yeterli olmayacağını, yeşil ve yeni bir düzen anlayışı ile sistemin kökten tasarlanması ve doğru yönetilmesi gerektiğini önerirler. Temelde var olan iktisat akımına olan eleştirileri, toplumun genel faydasının rekabetten önce gelmesi gerektiğidir.

#Ekonomi KATEGORİSİNDEKİ DİĞER PARAGRAFLAR

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim