Umberto Boccioni, İtalyan Fütürizm akımının önemli temsilcilerinden biri olmakla birlikte, Fütürist Manifesto denildiğinde genellikle Filippo Tommaso Marinetti’nin 1909’da yayımladığı Fütürist Manifesto ile Boccioni’nin 1910’da yayımlanan Fütürist Ressamlar Manifestosu ve Fütürist Resmin Teknik Manifestosu adlı metinleri birbirinden ayrılmalıdır. Fütürist düşüncenin temelinde, geçmişin geleneklerine ve klasik sanat anlayışına karşı çıkarak modern çağın hızını, teknolojisini, makinelerini ve hareketliliğini yüceltmek vardır. Bu anlayışa göre sanat, yalnızca geçmişin güzellik anlayışını taklit etmemeli; sanayileşen toplumun dinamizmini, kent yaşamını ve değişimin yarattığı heyecanı da yansıtmalıdır. Boccioni, özellikle resim ve heykel alanında, hareketin ve enerjinin sanat eserine aktarılması gerektiğini savunmuştur.
Boccioni’nin Fütürist yaklaşımında hareket, hız ve değişim, modern yaşamın temel unsurları olarak öne çıkar. Sanatçı, nesneleri ve insanları durağan biçimde betimlemek yerine, onların çevreleriyle kurdukları ilişkiyi ve hareketin oluşturduğu dinamizmi göstermeye çalışmıştır. Örneğin, hızla ilerleyen bir otomobil yalnızca mekanik bir araç olarak değil, modern çağın enerjisini ve teknolojik dönüşümünü temsil eden bir unsur olarak değerlendirilir. Benzer biçimde, kalabalık şehirler, fabrikalar ve hareket hâlindeki insanlar da yeni dünyanın dinamizmini ifade eder. Boccioni’ye göre sanat, değişen dünyayı geçmişin kalıplarına bağlı kalmadan anlatmalı ve çağın ruhunu yansıtmalıdır. Bu nedenle Fütürizm, yalnızca bir sanat akımı değil, aynı zamanda geçmişten kopuşu ve modern geleceğe yönelişi savunan bir düşünce hareketi olarak da değerlendirilir.