ONLINE DERSLER

Solaris’in Tokadı

  • # Edebiyat
  • Okuma Süresi 3
solarisin-tokadi

Ya hayatımızın amacı olarak belirlediğimiz hedefe ulaştığımızda bizi bekleyen şey mutluluk değil de kocaman bir ikilem olursa? Stainslav Lem’in yazdığı Solaris’te bilim insanları öyle bir ikilemle karşı karşıya kalıyor. Tüm iyi bilimkurgu romanlarında olduğu gibi burada da “Ya x mümkün olsaydı?” sorusu soruluyor. Bu sefer bilinmeyenimiz, okyanusun canlı olması. Solaris adı verilen, gidenin dönmediği gezegende karşımıza kinci bir okyanus çıkıyor. Bu okyanus, hassas psikoloğumuz Kris’in de kafasını karıştırıyor. Ölmüş karısı Rheya, etten kemikten bir insan gibi Kris’in karşısına çıkacaktır Solaris’te. Bana kalırsa kitabın en güzel kısımları, Kris’in bu manzara karşısında yaşadığı psikolojik gelgitler.

Ne okuyacağım ya kitabı, filmi de varmış, açar izlerim”ciler, filmin Tarkovsky uyarlaması izleyince derhal bu edebiyat düşmanı düşünceden vazgeçecekler. Kitap ne kadar takip etmesi kolay ve akıcıysa, film bir o kadar odaklanmayı gerektiriyor. Yine de bir bilimkurgu kitabını film yapmak bir yönetmen için eşsiz bir deneyim olmalı. Yeni bir dünya yaratımını, Lem nasıl kelimelerle gerçekleştiriyorsa Tarkovsky de bu romanı filme uyarlayarak kitabı okurken kafasında nasıl görüntüler canlandığını ve soyut betimlemeleri kendi zihninin nasıl somutlaştırdığını izleyicilerle paylaşıyor.

Gelelim x’i “canlı okyanus” bulduğumuz şu denkleme… İnsanlar içlerinde bulundukları gezegene yapmadıklarını bırakmıyor. Üretimi bile doğaya katkıları olsun diye değil, sonrasında daha çok tüketebilsinler diye yapıyorlar. Gezegenlere bir cevap şansı doğsaydı, bu zekâlarını gerçekten de insanlardan intikam almak için kullanırlardı. Hatta belki bunu intikam gibi acımasız ve negatif bir sıfatla nitelendirmeye de gerek yok, gezegenler kendilerini bu yolla savunurdu da diyebiliriz. Kendilerini insanların gazabından korumak için onlara oyunlar oynamayı seçen bir okyanus fikri, Solaris’i bilimkurguyla psikolojinin birleştirdiği şahane bir harmana çeviriyor. Kendini karısının ölümünden sorumlu tutan Kris, karısıyla yeniden karşılaşınca önce deli olduğundan şüpheleniyor. Neyin içinde olduğunu anladığındaysa dünyadakiyle aynı maddeden yapılmış olmak dışında gerçeğini aratmayan kopya Rheya’dan vazgeçmek zorunda olduğunu fark ediyor. Yani hayatının amacı olan Solaris’in sırrını çözmek, duygusal bir kırılma anında doğal seçilimle eleniyor. Okyanus, zekice olanı tercih ediyor. Bir insana kötülük yapmak için onu doğrudan öldürmek yerine onu ölmek için yalvaracak hale sokuyor. Hayatı boyunca aradığı cevaba ulaşmak mı, vicdanını temizlemek ve karısının varlığını daha fazla hissedebilmek için okyanusun oyununa ayak uydurmak mı? İşte karısının karşında durduğunu görünce delirmeyen Kris, bu ikilem yüzünden deliriyor. Bu ikilemi Lem diyaloglarla çok başarılı anlatsa da mimik ve atmosfer avantajlarına sahip olan Tarkovsky, Solarisseverleri psikolojik gerilime sürüklemekte bir adım öne geçiyor.

Kaynak : nbeyin.com

#Edebiyat KATEGORİSİNDEKİ DİĞER PARAGRAFLAR

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim