ONLINE DERSLER

Münir Nurettin Selçuk

  • # Biyografi
  • Okuma Süresi 3
munir-nurettin-selcuk

Yalnızca eserleriyle ve sesiyle değil, tam bir “İstanbul efendisi” profili çizen yaşama biçimiyle de Türk kültürüne mâl olan Selçuk, sadece bir bestekâr ve ses sanatkârı değildi. Eski usul meşkten Fransa’daki Batı müziği eğitimine, taş plaklardan televizyon ekranlarına, Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine bir kültür köprüsüydü adeta. İstanbul’un Beyazıt semtinde, Müderris Mehmed Avni Nurettin Bey ile soy bağları Selçuklulara kadar uzanan Fatma Hanife Hanım’ın erkek çocukları dünyaya geldiğinde takvimler 1899 yılını gösteriyordu. Oğullarına Münir Nurettin adını verdiler. Küçük Münir’in müziğe yatkınlığının amatör bir müzisyen olan babasının dikkatini çekmesi uzun sürmedi. Mehmed Avni Bey’den ilk müzik derslerini almaya başladığında Münir daha okula bile başlamamıştı. Bu yetenekli çocuk ilköğrenimine Beyazıt İlkmektebi’nde başladı. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’ni de bitirdikten sonra, lise eğitimini Kadıköy Sultanisi’nde aldı. Bu süreçte müzik çalışmaları da kesintisiz devam ediyordu. Önceleri ufak tefek meşklere, babasının evlerinde düzenlediği ve dönemin önde gelen müzik üstatlarının katıldığı toplantılarda edindiği bilgi ve görgüye dayanan müzik çalışmaları, 1915 yılında, dönemin en güçlü müzik eğitim ve icra kurumları arasında yer alan Dârülfeyz-i Musiki Cemiyeti’ne girmesiyle daha sistematik bir hâl alacaktı: Edhem Nuri Bey’den 40 tam fasıl meşketti,  Zekâi Dede’nin oğlu Ahmed Irsoy’dan Rauf Yekta Bey aracılığıyla dört yıl ders aldı, geleneksel icranın inceliklerini Bestenigâr Ziya Bey’den öğrendi.

1917 yılında, ziraat eğitimi için gittiği Macaristan’dan, okulunu yarıda bırakıp döndü. Hocası Ahmed Irsoy’un teşvikiyle, devlet adamı, eski Washington büyükelçisi ve bestekâr Ziya Paşa’nın başkanlığını yürüttüğü ilk konservatuvarımız olan Dârülelhan kadrosuna sınavla girdi. İstanbul’un o günlerde yaşayan büyük müzik ustalarının hemen hepsinden feyz alarak bilgi ve görgü dağarcığını genişletti. Ali Rifat Çağatay’ın başkanı olduğu ve geleneksel müziğin en önemli sivil kuruluşlarından biri olan Şark Musiki Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. 1923 yılında mülazım (teğmen) rütbesiyle, padişaha bağlı bir müzik kurumu olan Muzıka-i Hümâyun’un Türk musikisi kısmına hanende (ses sanatçısı) olarak girdi. Kurum, aynı yıl ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte Atatürk’ün himayesi ve direktifiyle, ismi “Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti” olarak değiştirilip özü birebir korunarak başkente nakledilince, Münir Bey, yine teğmen rütbesiyle Ankara’ya gitti. Görevine bir müddet sonra subay statüsünden çıkıp “sivil hanende” sıfatıyla devam etti. 1926 yılında istifa ederek, yakın arkadaşı Refik Fersan’la beraber İstanbul’a döndü ve müzik hayatını hiçbir yere bağlanmaksızın sürdürdü.

Aynı sıralarda Sahibinin Sesi (His Master’s Voice) firmasıyla bir anlaşma imzalayarak, sayıca her geçen yıl biraz daha artacak olan plaklarını yayınlamaya başladı. 1926 tarihli ilk plağının bir yüzünde acemaşiran makamında “Bahar Olsa Çemenzar Olsa…” gazelini, diğer yüzünde ise, müdürlüğü döneminde Dârülelhan’a girdiği Ziya Paşa’nın oğlu Subhi Ziyâ Özbekkan’ın “Neden hiç durmadan sevmiş…” sözleriyle başlayan uşşak şarkısını okudu. Münir Bey’in doldurduğu plakların satış rakamlarından büyük memnuniyet duyan Sahibinin Sesi firması, yatırım yapmaya karar verdiği sanatçısını 1927’de Paris’e gönderdi. Münir Bey, Paris Konservatuvarı’nın önde gelen hocalarından bir yıl boyunca şan ve solfej dersleri aldı. Yayınladığı plaklarda en ağır klasik eserlerden halk türkülerine, yaşadığı günün nabzını tutan şarkılardan tangolara, çok sesli denemelerden gazellere kadar çok geniş bir yelpazeden eserler seslendirdi. Plak kayıtlarında  kendisine dönemin önde gelen saz sanatçılarından Refik Fersan, Mesud Cemil, Ruşen Ferid Kam, Fahire Fersan, Artaki Candan, Nubar Tekyay ve Feyzi Aslangil gibi isimler eşlik etti. 1942 yılında katıldığı Belediye Konservatuvarı’nın arşivi için doldurduğu 18 plakta ise Türk klasik musikisinin en “sanatlı” ve temel eserlerini, “en yetkin ses sanatkârı” sıfatıyla okudu. Türk musikisinin ülke çapında yaygınlık kazanmasında Münir Bey’in plaklarının etkisi büyük oldu.

#Biyografi KATEGORİSİNDEKİ DİĞER PARAGRAFLAR

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim